Çok üzgünüm sevdiceğim ama, bi’ şampiyonlar ligi değilsin.

Çok üzgünüm sevdiceğim ama, bi’ şampiyonlar ligi değilsin.

Otobüste uyuklarken aşağıya/sağa/sola düşen kafanın yarattığı hüznü hiçbir eski sevgili yaratamaz bence.

"Sulu bir şaka bu hayat,
Var olan katlanmak zorunda.”

Peyk - Suluşaka

İçimdeki ağır çekimde kaçma isteğini anlatan tek şarkı. Böyle bir elimde bavul, tişörtümün yakası yamuk, rüzgar saçlarımı savuruyor, ağır ve aksak adımlar atıyorum falan ve annemin terliği sokakta kafama doğru geliyor.
İlahi ben! Annemden izin almadan nereye kaçıyorsam…

Muse - Feeling Good

altınportakalvefilmekimiüzerineyazı

Keşke hayattaki en büyük ikilemim Filmekimi için Ankara’da mı kalayım yoksa Altın Portakal için Antalya’ya mı gideyim olsa. Gerçi Ankara’ya 2 gün gelecek ve sanırım beklediğim filmler olmayacak. :( Antalya’ya gidersem de 2 gün izleyeceğim ama istediğim/beklediğim tüm filmleri izlemiş olacağım. Bu ne yaman çelişki anne :(

Filmleri inceledim de, iki oluşum için de şahane filmler var, ama gerçekten şahane. Hazır iş yapmak istemiyorken ofiste, bir şeyler yazayım bari bu konuyla ilgili dedim. Ve başlıyorum…

Öncelikle Altın Portakal için yazarsam, senelerdir sıkı takipçisi olduğum festivalin bu sene uzun metraj için 12 film seçildi. Benim en çok merak ettiğim filmler öncelikle “Neden Tarkovski olamıyorum?”, “Çekmeköy Underground”, “İyi biri” ve “Sivas”.

Onur Ünlü’nün “İtirazım var” ile katılmasına da anlam veremedim açıkçası. 

Başıma bir şey gelmeyecekse Derviş Zaim’in sanırım hiçbir filmini sevmiyorum. onun için her ne kadar favori olarak gösterilse de benim hiç ama hiç merak etmediğim filmler arasında.

Erkek oyuncular için söylersem, bence en iyi erkek oyuncu ödülünü “Neden Tarkovski olamıyorum”la Tansu Biçer alır. Bence alsın, isterim yani ben. Altın Koza’da Yılmaz Güney Özel Ödülünü alan Murat Düzgünoğlu Türkiye’de sanat filmi çekmenin zorluklarını, sanat filmi çekerek anlatması bence zekice. Altın Portakal seviyor böyle filmleri. Fragmanı ahan da burada.

Çekmeköy’ü bilen ve sevmeyen biri olarak Çekmeköy’den nasıl festivallik bir film çıktı diye merak ediyorum doğrusu. Her ne kadar internette hiçbir fragmanını bulamasam da şehir antrpoloğu  Aysim Türkmen yanılıyor olamaz. Çekmeköy’deki o çarpıklığının beyaz perdeye iyi aktarıldığını umut ediyorum ve sabırsızlıkla filmi izlemeyi bekliyorum.

Birlikte daha çok popüler olduğu çalışma arkadaşlarının aksine, daha fazla yapımda rol alan Cengiz Bozkurt’un oynadığı “İyi biri” de merak uyandıran bir başka film. Fragmanından sadece Cengiz Bozkurt’un konuşma ağzını beğenmesem de genel olarak nasıl izlemek istiyorum. Fragmanı ahan da burada.

Acaba “Sivas” mı yoksa “Kuzu” mu diye çok gidip geldim ama Berlin’den de ödüllü olan “Sivas” daha çok ilgimi çekiyor açıkçası. Bir tarafımın Kangallı olmasının da etkisi var tabi. Küçük yaşta Berlin’den ödül alan bir ufaklığın karşısında, 3 senedir senaryosunu tamamlayamamış biri olarak pek bir şey diyemiyorum. Fragmanı ahan da burada.

Karadeniz aşığı ve absürd olan her şeyi beğenen biri olarak “Of’lu Hoca’yı aramak” filmi de ilgimi çekmedi. İlgimi çekmedi ya; kesin ödül alır, orası ayrı. Fragmanı ahan da burada.

Her ne kadar Kürt halkının / Kürt sorunlarının gündeme getirilmesini istesem de, “Klama Dayika Min” filmi nedir, ne değildir bilmiyorum. Fragmanını izlediğimde de bir şey anlamadım. İtiraf etmek gerekirse de, fragmanını beğenmediğim filmler hiç ilgimi çekmediğinden, o filmlere karşı bir şey hissedemiyorum. Yorumsuz olarak geçiyorum bunu. Fragmanı ahan da burada.

Hafızama Komiser olarak kazınan Behzat Komser’i romantik komediye yakıştıramadığımdan “Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku”yu da yorumsuz filmler arasına koyabilirim.

Takdir etsem de beğenmediğim yönetmen olan Derviş Zaim’in filmi “Balık” Bence en iyi kadın oyuncu ödülünü buradaki oyunculuğuyla Sanem Çelik alır. Fragmanı ahan da burada.

Altın Portakal’a kendimi o kadar kaptırdım ki; Filmekimi’ne enerjim kalmadı. Oradaki filmleri de bir başka yazıda tanıtırım. Ama izlemeye can attığım Filmekimi film olan “Whiplash”tan bir bölüm ile veda edeyim diyorum. Ahan da o bölüm.

Fakat, o değil de; ne yazdım arkadaş.

"No more hiding"

Alice In Chains - No Excuses

Bu arada söylemeden edemeyeceğim… Mesela duraktasınız, sizinle birlikte 5-6 kişi daha minibüs bekliyor. İçlerinden biri çakallık yapıp beklediğiniz duraktan bir önceki durağa yürümeye başlıyor ve yarı yolda minibüsü durdurup sizden önce biniyor ya, işte o kişinin anasına sözüm yok ama kendisi net olarak tam bir orospuçocuğudur gözümde.

Bir de, birden çok ilde yaşadım ama Ankara kadar boktan, Ankara kadar sikimsonik, Ankara kadar iğrenç bir şehir görmedim. Aksini iddia eden gerizekalıdır. Aksini iddia eden eski Ankara aşığı insanların özentisidir. Aksini iddia eden çıkmasın karşıma yemin ederim levyeyle dalarım o hayvana.

İtiraf etmek gerekirse, içinde Settar Tanrıöğen’in olduğu her çalışmayı şüphe duymadan izleyebilirim.

Settar Tanrıöğen benim için nedendir bilinmez hep en ayrıcalıklı yerdedir. Onu her ne kadar eskiler Bir Demet Tiyatro’nun Saldıray abisi olarak, yeniler ise Vavien’le daha iyi tanımış olsa da, benim için tavan yaptığı çalışma tabi ki de “Çoğunluk”tur. Ve bence Çoğunluk gerçekten 10 numara 5 yıldız ve yine bence harika bir ilk filmdir.

Bu arada Çoğunluk’u izlememiş insana aşina değilim arkadaş, bu böyle biline. 

Varam gidem de akşama patlatam bi’ Çoğunluk onuncu kere.

Öpenzi.

Bugün İstanbul metro kazasında oğlunun kalçasına demir saplanan adamın "Akacak kan damarda durmaz, bu Allah’ın yazısı ne yazılmışsa o gelir başa." demesine mi yanayım, "Adamlar amme hizmeti yapıyor, vatandaşlarımız mağdur olmasın diye yol bitmeden açmışlar." demesine mi kızayım, yoksa "Dava açmayı düşünmüyorum." demesine mi küfredeyim?

Nasıl güzel, nasıl demokratik ülkeyiz yahu, aynı konu üzerinde önümüze sinirlenmemiz için birden fazla seçenek sunuyor.

Haybinlanet!

Bloğum kızartılmaya hazırlanan una bulanmış balık misali Anathema’ya bulandı. 

Bazı pileylistler çok güzel, hele benimki en güzeli. Sigaranızla beklerim.

"Kendinizi bir gözden geçirirseniz, beni sevindirirsiniz.
Zira beni siz delirttiniz.”

Son Feci Bisiklet - Gaffola (B!P Akustik)

Deniz olmayan şehirde, denize aşık ve uyuyamayan insanların avuntusudur Temporary Peace.

Bir adam sevdiği kadını nasıl en çok sabahları özlüyorsa, bir kadın da hiç şüphesiz en çok pazar günleri özler sevdiği adamı.

Anathema dinlediğimde bile geçmeyen sıkıntılarım var.

Eyvahlar olsun.